Bugünün dünyasına baktığımızda, içerisinde bazı küçük devletlerin nüfusundan daha fazla insanı barındıran şehirlerle karşılaşmaktayız. İstanbul, bu şehirlerden biridir. Ve bu vasfını kuruluşundan beri sürdüre gelen nadir şehirlerden de biridir. Medeniyetler şehri İstanbul’u, ticaret ve onun doğuşuna vesile olduğu sanayiden ayrı düşünmek uygarlık tarihini inkâr etmekten öteye bir şey değildir. Evet, İstanbul bir liman şehridir. Bir liman şehri olma vasfının yanında, iktisadi ve sosyal değerlerin kemale erdiği, iktisadi gelişimin üstünde insani değerlerin ve inançların şehrin bütün alanlarındaki vasıflarıyla harmanlandığı bir medeniyet önderi şehir olarak ve sadece kendine özgü bir şehir olarak var olmuştur. devamı... Tüm
kitaplar için Tıklayınız
“Tanıdıkça sevilir, sevildikçe de sahip çıkılır” düşüncesiyle hazırladığımız elinizdeki bu kitabın temeldeki amacı İstanbul’u tanıtmaktır. Ne bir akademik çalışma, ne de bir hevesin ürünüdür. Bu kitap, içerisinde yaşayıp ta, yabancılaştığımız İstanbul’un bir dünya şehri kimliğini biraz olsun tanımaya yarayacak bilgiler ihtiva etmektedir. devamı... Tüm
kitaplar için Tıklayınız
Yazılı 2700 yılı aşkın, arkeolojik bulgular yüzyılda 9000 yıla yakın bir tarihin varlığından bahsedebileceğimiz İstanbul; değişim ve gelişim kelimelerinin de hakkını ver mi? bir dünya şehridir. Her bir değişim Şehr-i İstanbul için ticari, kültürel, dini ve insan yerleşimleri bakımından daima bir gelişimdi. Bu değişim ve gelişimler bugün dahi hızla devam etmekte bazı zamanlar içerisinde yaşadığımız şehri tanıyamaz oluşumuza yol açmaktadır. Artık bir megapol şehir olan İstanbul’un bu değişimlerine ve gelişimine meraksız gözlerle bakmak yetersiz olur. devamı... Tüm
kitaplar için Tıklayınız
Bu çalışmayla H. Necdet İşli´nin yaşamında önemli bir kısmını teneffüs ettiği Aksaray Semti´nin tarihi sınırlarını ortaya koymanın dışında, temel hatlarıyla eski eser ve dokusunun gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması amaç edinilmiştir. devamı... Tüm
kitaplar için Tıklayınız
Ali Talat Bey’in, Ölümünden sonra yayınlanan “Sanayii İnşaiye ve Mimariye de Doğramacılık, Marangozluk, Silicilik” isimli bir eseri; Bugünün İstanbul Teknik Üniversitesi’nin temeli olan Mühendishane-i Berri Hümayun ve Hendese-i Mülkiye okullarında verdiği ders notlarıydı. 1923 yılında Mühendishane Matbaası’nda basılan bu eser, Ali Talat Bey’in diğer eserleri gibi harf devriminden sonra kütüphane raflarında Osmanlıca olarak kalmış, Latin alfabesine çevrilmemişti. devamı... Tüm
kitaplar için Tıklayınız
Sultanahmed’de, Bizans dönemine ait büyük saray kalıntıları üzerinde inşa edilmekte olan Four Seasons Oteli’nin ek bina inşaatı nedeni ile gündeme gelen tarihi eser tahribatı konusu bugünlerden çok gerilere kadar uzanan bir toplumsal sorunumuzu da bir başka açıdan dile getirmiştir. Bu sorun toplumuzun önemli zaaf ve yaralarından biridir. İlk doneminki kadar bir gelişme gösteremeden sorun olarak durmaktadır, ki tam bir gayya kuyusudur. Her kesimimizdeki insanımızdan, entellektüel camiadan akademik dünyanın her bilim dalına kadar farklı farklı bakışlara, anlayışlara ve yorumlara sahip bir eski eser anlayışına sahibiz. Ve bu konuda bir fikir birliği ve bakış açısına sahip olduğumuz söylenemez.
Bir medeniyetten bahsederken onu, ortaya koyduğu şehir kültürü ve sanat eserleri ile ifade ederiz. Yaşadığımız çağda, uluslararası arena içerisinde, bir milletin sahip bulunduğu bilgi ve kültürün büyük önem arz ettiği aşikardır. Sahip olunan tarihi miras ve kültürel değerler, toplumların birbiri ile olan ilişkileri içerisinde milletlerin bir ifade biçimini oluşturduğu gibi varlıklarının temsilinde de bir güç olarak yer almaktadır. devamı... Tüm
kitaplar için Tıklayınız
BOLU`nun Seben İlçesi`ndeki, tarım arazilerinin sulanması için yapılan, Abant Gölü`nden 7 kat büyük, çam ormanları arasındaki Taşlı Yayla Gölü`nün çevresi, gelişigüzel yapılmış kaçak yayla evleriyle doldu. devamı...
Bardakoğlu, müze yapılan Tarsus’taki Saint Paul Kilisesi’nin yeniden kiliseye dönüştürülmesini istedi.
Sümela’daki ayinin dini özgürlükler açısından memnuniyet verici olduğunu söyleyen Prof. Bardakoğlu, müze yapılan Tarsus’taki Saint Paul Kilisesi’nin de yeniden kiliseye dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.
İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Sümela Manastrı’nda yapılan ayini büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirtirken, sıranın müze yapılan Tarsus’taki Saint Paul Kilisesi’nin yeniden kiliseye dö-nüştürülmesinde olduğunu söyledi. Bardakoğlu, “Avrupa bir minareyi yasakladığı vakit fevkalade rahatsız oluyoruz. Aynı şekilde biz kendi coğrafyamızda farklı inanç mensuplarının özgürlüklerini korumalıyız. Dinleri sadece güvenlik penceresinden ele alırsak işin içinden çıkamayız” diye konuştu.
Peygamber torunları olduklarını ve Divriği`de toplam 10 kutsal emanet bulunduğunu öne sürülüyor.
Sivas`ın Divriği ilçesinde, hırka-i şerifin parçası olduğu ileri sürülen parça ve Bedir Savaşı`nda kullanıldığı iddia edilen sancak, bir camide çelik kasa içerisindeki demir parmaklıklar arasında, her bir anahtarı 8 ailede olan 8 kilitle korunuyor. devamı...
Müze, Kasım ayında ziyaretçilere kapılarını açacak
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü çalışmaları kapsamında, Lozan Mübadiller Vakfı ve Çatalca Belediyesi işbirliğiyle Türkiye’nin ilk Mübadele Müzesi Çatalca’da açılacak. Müze ziyaretçilere kapılarını önümüzdeki Kasım ayında açacak. Lozan Antlaşması’nın Mübadele Sözleşmesi sonucu göçe tabi tutulan herkes, sandıklarda sakladığı giyim eşyası, mutfak aleti, yazılı belge, fotoğraf ve her türlü anı eşyası ile müzeye katkıda bulunabilecek. devamı...
Bugünün dünyasına baktığımızda, içerisinde bazı küçük devletlerin nüfusundan daha fazla insanı barındıran şehirlerle karşılaşmaktayız.
İstanbul, bu şehirlerden biridir. Ve bu vasfını kuruluşundan beri sürdüre gelen nadir şehirlerden de biridir. Medeniyetler şehri İstanbul’u, ticaret ve onun doğuşuna vesile olduğu sanayiden ayrı düşünmek uygarlık tarihini inkâr etmekten öteye bir şey değildir. Evet, İstanbul bir liman şehridir. Bir liman şehri olma vasfının yanında, iktisadi ve sosyal değerlerin kemale erdiği, iktisadi gelişimin üstünde insani değerlerin ve inançların şehrin bütün alanlarındaki vasıflarıyla harmanlandığı bir medeniyet önderi şehir olarak ve sadece kendine özgü bir şehir olarak var olmuştur. devamı...
Tek ihtiyacınız olansa internet ve stereo kulaklık
İnternette sessiz sedasız büyüyen i-dose akımı yüzyıllardır kullanılan binöral ses dosyalarıyla beyinde uyuşturucu etkisi yapıyor. Tek ihtiyacınız olansa internet ve stereo kulaklık devamı...
Kaya katmanları arasında bulunan 635 milyon yıllık hayvan fosili kanıtları bulunan en eski fosil
Amerikalı bilim adamları kaya katmanları arasında buldukları 635 milyon yıllık hayvan fosili kanıtlarının şimdiye dek keşfedilenlerin en eskisi olduğunu belirttiler. devamı...
bir balığın fosilleşmiş kafatasında 300 milyon yaşında
Köpekbalığı ve kedibalığı ailesinden bir balığın fosilleşmiş kafatasında 300 milyon yaşında bir beyin Fransız ve Amerikalı bilim adamları tarafından ilk kez gün ışığına çıkarıldı. devamı...
Arkeolojik çalışmalar sırasında 270 milyon yıl önceye ait bir civata bulunmuştu
1998 yılının Temmuz ayında Rus araştırmacılar çok ilginç bir buluş yapmışlardı. Rusya’nın Kalujsk bölgesinde yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında 270 milyon yıl önceye ait bir cıvata bulunmuştu. devamı...
Çemberlitaş’ın 7 yıl süren restorasyonuProf. Dr. Müfit Yorulmaz’ın raporuna göre,sütunun 5 yılda 35 santim batıya kaydığı tespit edilen mermer kaidesi yerine oturtulmadan tamamlandı.Prof Yorulmaz`ın raporuna göre sütunun dev mermer başlığıher an yoldan geçenlerin üzerine düşebilir! devamı...
İstanbul Şehri Kültür Tarihi Araştırmaları Merkezi
Günümüzde artık önemli olan nüfusun nicel çokluğu değil niteliği ve diğer demografik değerlerdir. Kültürün; globalleşen dünya yapısı içinde, uluslararası ilişkilerde ve ticari alışverişlerde bir güç olduğunun önemi her geçen gün daha net anlaşılmaktadır.Avrupa Birliği süreci, milli kimlik, dünya siyasi arenasında bir yer edinme ve gelecek yüzyıllar içinde iktisadi ve kültürel yapısını koruyarak var olma mücadelesi arayışlarında, Türkiye olarak bir metodoloji ve beraberinde yetişmiş, analitik düşünen insan gücü sıkıntısı çekilmektedir.Milli ve manevi değerleri haiz, bilgiyi eyleme dönüştürebilen, kimlik sahibi, bir birey olarak kendini görebilen insan yetiştirmenin değeri her geçen gün şiddetli bir şekilde hissedilmektedir.Türkiye bir değerdir. Sahip olduğumuz tarihi miras ve medeniyet bu coğrafya üzerinde halen yaşamaktadır. Bizlerin kültürel ve milli değerlerimiz olan tarihi eserlerimizden, şehirli yaşam kültürüne kadar tüm medeniyet değerlerimizi tanımaya, sahip çıkmaya ve korumaya çok büyük ihtiyaç vardır.İstanbul başta olmak üzere, Anadolu coğrafyası dünya medeniyet ve uygarlık tarihinin beşik noktasındadır. Sadece Anadolu coğrafyası, tüm dünya üzerinde kurulan uygarlıkların tamamına yakın sayıda uygarlığı bünyesinde barındırmaktadır. Arkeolojik kazılar bunun birer göstergesi ve bizlerin gurur kaynağıdır. devamı...
Bugün görsel medyada tarih programları popüler oldu. Bu reytinglere yansıyınca da, bazıları esas oğlan işlerini bırakarak tarihçiliğe soyunurken, `ben yaptım oldu` mantığında, `benim gözümle tarihçilik` aldı başını gidiyor oldu. devamı...